c'est l'universe my darlingi
bence evren tam bir beatles my darling sürekli pushing daisies ama ben turtadan anlamayan bir karaktere sahibim oysa dokunmadan anlamayan nesle aşina değiliz öyle değil mi my darling çok katı kurallarımız var bu evren tam bir general omzundaki yıldızları sanki gökten alıp kondurmuş oraya eğer öyleyse ben de dünyaya en uzak yıldızlardan bi apolet istiyorum my darling bize bu günleri armağan eden evren tam bir diktatör my darling kimseye göz açtırmıyor herkes gözü kapalı halletmeliymiş işlerini bu haliyle evren tam bir kör my darling kutusunda beşyüzbin lira saklıyor ama sempatik görünmeyi başarıyor televizyonda patates baskısı yapıyor bu baskıya dayanamayan patatesler isyan bayrağını açıyor muhalif dergiler çıkarıyor mesela evren tam bir cosmopolitan my darling reklam kokan her sayfası hediye göz kalemleri ve akmayan rimelleri ile ardından el salladığımız şu evren tam bir uçurtma kuyruğu my darling şekilden şekile giriyor da peşini bırakmıyor inatla ne de olsa gökte sınır yok my darling rüzgarlar hız kesmiyor kağıtlar uçuşuyor havada evren tam bir bilet my darling belki büyük ikramiye ona vurdu ama nereye koyduğunu hatırlamıyor bu haliyle evren tam bir talih kuşu my darling bir zamanlar uçmaya yeteneği vardı ama kahrolası avcılar vurdu onu uzun bir tüfekle my darling evren tam bir saçma fırlatıldığında vurulmamak olanaksız evren tam bir aydır sakat kanadı kırık my darling ama kimse farketmiyor bunu anlamıyor bile çünkü verne tam bir seksen günde devri alem, anlamıyor çünkü evren tam bir fransız.
adam sen de...
denizlerimizdeki melankolibasili tehlikesi artarak devam ediyor ama buna hiç aldırış etmeden hala denizle hemhal olup kendini bu elim hastalığın pençesine kaptıranların sayısı da tehlikeyle aynı hızda artmakta buna bir son vermeyi düsünen belediye yetkilileri ise çareyi denizleri buharlaştırmakta buldu il hıfzıssıha kurulunun alacağı tertibe göre her gün yüz otuz ton deniz suyunun bilimsel yöntemlerle buharlaştırılması planlanıyor bunun kısa sürede etkisini göstereceğini dile getiren başkan kadir topshop bahse konu melankolibasili tehlikesinin sadece deniz yüzeyindeki mavi kısımda olduğunu daha derinlere inildikçe bu tehlikenin ortadan kalktığını ancak oralarda da siyah renkten mütevellid baska bir belanın kol gezdiğini belirterek vatandaşlarımız içini ferah tutsun denizin üstündeki bu maviyi buharlastırdığımızda tüm halkımızı bu dertten kurtaracağız artık hiç kimse hülyalara dalıp gitmeyecek olmayan aşklar için gözyaşı dökmeyecek gibi ifadelerle halki selamladı ama tam o sırada tebdili kıyafet beyaz mantosuyla halkın arasına karışmış olan bir adam kalabalığın arasından sıyrılarak kürsüye doğru ilerledi mikrofonu kaptığı gibi a...
***yağmurlar çeşit çeşit, değil mi oğlum Hikmet?
bazen erişemeyeceğin kadar yüksekten düşer damlalar, o denli yüksekten ve o sonsuz hızla vururken yüreğine, serbest düşmeye ait ne kadar denklem varsa hepsi altüst olur, çare bulaman sen, mecbur kalır kendi düşüşüne bir denklem uydurursun, siyah giyindin yine zaten, sen ıslansan da kimse farketmez, ne çok düşerse düşsün damlalar renkli kıyefetlerde iz bırakır sadece.
şaka gibi ama değil.
la disparition
voila! tebrik ediyorum, nasıl da buldunuz beni. burası karanlık, siyahın içinde görünmem zannediyordum ama nasıl da açığa çıktım hemen! bu sefer yazdığım kelimelerin arasına girmeyeyim, cümlelerin arkasına saklanmayayım, doğrudan sayfanın içine gizleneyim dedim. her şeye rağmen buradan beni gören herkese sevgilerimi yolluyorum.kısa bi süre geçti, ama inanın çok yoruldum, biraz dinleneyim, yakında geliyorum.
bir mum yanıyor içerde ışığı silik, bir de ben…
Gece, ne kadar uzun. Gece, ne kadar da yağmurlu. Damlalar birbiriyle yarışıyor yere düşmek için, şimşekler ışığın gücünü göstermek ister gibi ardı ardına çakıyor, yıldırımlar kendilerine sokakta tek başına yürüyen yalnızları hedef seçmiş. Gökyüzü hiç karanlık kalmıyor gecenin ortası olmasına rağmen, bu kez ne ay ne de yıldızlar aydınlatıyor semayı, şimşekler çakıyor peş peşe, gök gürültüleri şimşeklerin hızına yetişemiyor bile. Uzaktan bir ses geliyor göğün yırtıldığını haber veren, ve ardından damlaların hızla çatıya vuruşlarının sanki başıma düşüyormuş etkisi veren haşin sesleri yankılanıyor içerde. Karanlıkların koynunda en küçük ışık huzmesine hasret olan ben ise, yine aynı şeyleri düşünüyorum gözlerim kapalı. Gök bir kez daha gürlüyor, bir korku filmi sahnelenirmiş gibi evin içinde, şimşekler üst üste çakıyor, salon bir aydınlanıp bir kararırken yalnızlığımın resmini çekiyor sanki gece. Flaşlar patlıyor ve beni ele veriyor en yalın halimle. Saklanacak bir kuytu yok, kaçamıyorum hiçbir yere; ve biliyorum ki herkesi ürküten bu ışık benim içimde çakıyor, bu ruhu o aydınlatıyor. Ben de inadına, kaçarken herkes kuytulara, uzatıyorum kafamı dışarı, geceden fırlayan bu ışığı yakalamak için. Islanınca kirpiklerime kadar, sokuluyorum yine usulca içeri. Şimdi bir mum yanıyor içerde ışığı silik, bir de ben…
Korkuyu beklerken çok vakit geçirmişim, fark edenim olmamış.
Vakit geçmiş, umut kocaman olmuş, umut, benim içimde devasa bir dağ olmuş! Ben ona küsmüştüm halbuki, haberi bile yokmuş. Geçen günler bana acımamış, seni yine yoklukta aramaya zorlamış. Oysa arasam da bulamam, baksam da göremem seni biliyorum. Ya gözlerim kapandığında varsın ya da olmayan mekanlarda, ya aklımın en sakin yerinde varsın ya da kayıp zamanlarda. Zamanın en acımasız hallerinde, bekleyerek geçirdim ben günleri. Tükettim seneleri birer birer hırçın akıntısında zamanın, umarsızca. Yalnızlığımı öğüten seneler yıkıp geçiyor beni, ama düşünüyorum aynı zamanda, bir ömrüm beklemekle geçse ne çıkar? Eminim vakit gelip son kez kapatınca gözlerimi, yüzümde tebessümle, göreceğim seni...
Çünkü; çünkü çok öncesinde sönmeye yüz tutmuş hayallerimin, daha yıldızlar serpilirken engin semaya, en parıltılı halinle sen tutunmuşsun oraya. Hep bekledim inersin diye benim biçare dünyama. Her gece şu engin semanın seyrine daldığımda efkarla, senin hayalini seçebilirim milyonlarca yıldız arasında, lakin, erişmem mümkün değil yakınına. Muradım şudur ki sevgilim; boğulmadan ben bu hülya denizinde, sönmeden yıldızları gökkubbenin, sen geliversen tüm gerçekliğinle, beraber baksak gecenin ışıltılarına, ve görsek semanın ne kadar karanlık olduğunu, sen dünyaya indikten sonra...